Sessiz Bir Kaçış Alanı; Pencere Kenarlarının İnsan Üzerindeki Etkisi!
Bazen evin içinde bir yer vardır ki, aslında en sıradan köşelerden biridir ama insanı garip bir şekilde kendine çeker, pencere önü tam olarak böyle bir yerdir. Oraya oturmasan bile gözün oraya kayar, yaklaşınca da nedenini tam açıklayamadığın bir rahatlama hissi gelir. Sanki evin geri kalanından biraz daha yavaş bir alan gibidir.Pencere önünün huzur vermesinin en temel sebeplerinden biri, insanın doğayla kurduğu en basit ama en etkili bağlardan birine açılıyor olmasıdır. Dışarıyı görmek, gökyüzünü izlemek, bulutların hareketini fark etmek ya da sadece ağaçların rüzgârla sallanışına bakmak bile zihni fark ettirmeden sakinleştirir. Çünkü insan beyni kapalı alanlarda uzun süre kaldığında daralır, ama ufka açılan bir görüntü gördüğünde gevşer pencere, işte bu yüzden küçük bir kaçış kapısı gibidir fiziksel olarak yerinde kalırsın ama zihnin dışarıya doğru açılır.
Bir diğer önemli nokta ise ışığın kendisidir, gün ışığı insan psikolojisini doğrudan etkiler. Özellikle sabah saatlerinde pencere kenarına vuran yumuşak ışık ya da akşamüstü altın tonlara dönen sıcaklık, insanda tarif edilmesi zor bir huzur bırakır. Bu ışık sadece odayı aydınlatmaz, aynı zamanda ruh halini de değiştirir yapay ışıkların keskinliği yerine doğanın kendi ritmi vardır burada. Belki de bu yüzden insanlar farkında olmadan en çok pencere kenarında derin nefes alır.
Ama işin sadece bilimsel tarafı yok, pencere önü aynı zamanda bir durma alanı´dır. Gün içinde sürekli bir şeylere yetişmeye çalışırken, oraya geldiğinde sanki zaman biraz yavaşlar. Elinde bir fincan çay ya da kahveyle dışarıyı izlemek, aslında hiçbir şey yapmıyor gibi görünür ama zihinde çok şey olur. Düşünceler dağılır, toparlanır, bazen de farkında olmadan çözümler ortaya çıkar Insan konuşmaz ama kendiyle konuşur ve çoğu zaman en net fikirler en sessiz anlarda gelir.
Pencere önünün bir başka etkisi de güven hissidir, dış dünyayı görmek ama onun içinde olmamak bu ikili durum insanı rahatlatır. Ne tamamen dışarıdasındır ne de tamamen içeride sıkışmışsındır, arada bir yerde durursun ve bu ara alan hissi zihne iyi gelir. Belki de bu yüzden yağmurlu günlerde pencere kenarında oturmak bu kadar keyiflidir dışarıda hareket vardır ama sen içeride güvendesindir.
Bir de duygusal tarafı vardır bu köşenin. Çoğu insan fark etmeden hayatının önemli anlarını pencere kenarlarında düşünür, bir karar vermeden önce bir şeyi kabullenirken ya da sadece geçmişi hatırlarken dışarıya bakmak içeriye bakmanın başka bir yoludur aslında, insan bazen kendini en iyi hiçbir şey yapmadığı anlarda anlar.
Ve belki de tüm bunların toplamı şunu anlatır, huzur her zaman büyük şeylerde değildir. Bazen en basit köşeler en derin hisleri barındırır, bir pencerenin kenarı da tam olarak böyle bir yerdir. Sessiz, sıradan ama düşündüğünden çok daha anlamlı.
Pencere önlerinin bir başka ilginç tarafı da insanın hafızasıyla kurduğu bağdır. Birçok kişi fark etmez ama geçmişte yaşadığı bazı anılar zihninde hep bir pencere görüntüsüyle birlikte gelir. Belki çocuklukta yağmuru izlediğin bir an, belki de sessiz bir akşamda düşüncelere daldığın bir zaman, pencere bu yüzden sadece bir mimari detay değil, aynı zamanda hafızanın da küçük bir arşivi gibidir.
Dışarıyı izlerken aslında zamanla aranda ince bir mesafe oluşur hayat devam eder, insanlar yürür, araçlar geçer, ağaçlar değişir ama sen o anın içinde biraz durursun. Bu duruş hali, modern hayatın en eksik kalan şeylerinden biridir belki de. Sürekli hareket etmek, sürekli bir şeylere yetişmek zorunda olmak zihni yorar oysa pencere kenarında hiçbir şey yapmadan da var olabilmek mümkündür.
İlginç olan şu ki, pencere önünde geçirilen zaman çoğu zaman fark edilmez bile, kimse şu an dinleniyorum demez ama aslında en derin dinlenmelerden biri orada gerçekleşir. Çünkü beden otururken, zihin de yavaş yavaş kendi ritmine döner. Düşünceler daha az keskin, daha yumuşak hale gelir insan kendine karşı daha dürüst olur. Belki de bu yüzden bazı kararlar tam da o anlarda netleşir.
Pencere aynı zamanda mevsimlerin değişimini en sade haliyle gösterir, bir gün güneşli olan manzara ertesi gün gri bir gökyüzüne dönüşebilir. Yağmur damlaları camdan süzülürken insan değişimin ne kadar doğal olduğunu hatırlar, hiçbir şey sabit değildir, ama bu değişim korkutucu değil, aksine sakinleştiricidir. Çünkü pencere, bu değişimi güvenli bir mesafeden izleme imkânı verir.
Bir başka açıdan bakıldığında pencere önü, insanın kendine küçük bir alan yaratma çabasıdır. Büyük bir evin içinde bile o küçük köşe, kişisel bir sığınak haline gelebilir. Oraya konan bir sandalye, bir battaniye ya da bir bitki bile o alanı senin alanın yapar ve insan bazen en çok böyle küçük alanlarda kendini bulur.
Belki de en önemli şey şu pencere önü bize hiçbir şeyin abartılmak zorunda olmadığını hatırlatır büyük mutluluklar, büyük değişimler, büyük planlar hepsi bir yana bazen sadece dışarıyı izlemek bile yeterlidir. Çünkü huzur, çoğu zaman dışarıda aranan bir şey değil, bulunduğun yerde fark edilen bir şeydir ve pencere, bunu hatırlatan en sessiz öğretmendir.
Günün sonunda pencere önü, sadece dışarıyı izlediğimiz bir yer değil aynı zamanda kendimize döndüğümüz küçük bir moladır!